12 Nisan 2013 Cuma

Doug Scott: Ego Gezileri



Kendiniz için mi tırmanırsınız? Ya da ilgi çekmek, hatta ödüller için? 2020 Olimpiyatlarına sportif tırmanışın eklenmesi gündemde. Efsanevi dağcı Doug Scott soruyor: Ödüller ve yüksek dağlar birbirine uyar mı?

            İlk tırmanış ödülüm Ruslardan 1974'te geldi. Paul Braithwaite, Guy Lee ve Clive Rowland'la birlikte bana Kiril alfabesinde renkli bir sertifika verdiler. Sertifikada Pamir Dağlarındaki Lenin doruğuna (Şimdi Tacikistan'da, yeni adı İbn-i Sina doruğu) çıktığım yazıyordu. Faaliyet Açık-Taş vadisinde uluslararası bir kamp şeklindeydi. Amacı farklı milletlerden tırmanıcılar arasında uluslararası ilişkileri teşvik etmekti; ama gizli amacı Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ni, yüksek irtifa tımanışını olimpik spor haline getirmeye ikna etmekti. Bu fikir kamp görüşmelerinde dile getirildiğinde çoğu bu fikre gülüp geçti – çoğu misafir dağcı için bu fikir lanetliydi.
           
            Olimpiyatlara tırmanışın da eklenmesi fikri hiçbir zaman gündemden tamamıyla düşmedi. Ancak önemli bir ayrım yapılmalı. Kapalı alanlarda tırmanış ve buz tırmanışı müsabakalarının organizatörleri Olimpik arenaya girmek için çok çaba sarfediyorlar. Çoğu tırmanıcı ise çekinceleri ne olursa olsun bunun eninde sonunda gerçekleşeceğini ve kapalı alanda veya buzda özel hazırlanmış parkurlarda olduğu sürece bunu dert etmeyeceklerini düşünüyor.
           
            Dağcıların asıl tartışma konusu ise yüksek irtifa müsabakaları. Fakat geçmiş bu konuda muğlak. Baron Pierre de Coubertin – Fransız idealist ve modern Olimpiyat Oyunları'nın babası – dağcılıktaki başarıların ödüllendirilmesini önerdi. Ona göre dağcılık asil bir hobiydi ve onun Olimpiyat hakkındaki fikirlerine örnek teşkil ediyordu. Aslında tırmanışlara 1924'ten beri tam 20 Olimpiyat madalyası verilmiştir. Bunların çoğu İkinci Dünya Savaşı öncesindedir.

            Tırmanış müsabakaları fikri Eski Sovyet bloğu ülkelerinde hala hoş karşılanmıyor. Sovyetlerde ilk tırmanış müsabakaları 1948'de yapıldı. Ancak Sovyetlerin tımanışa karşı yaklaşımı 1974'te Lenin doruğu tırmanışına katılan tamamı kadınlardan oluşan ilk ekip olan 8 kadının hayatını kaybetmesiyle ağır bir yara aldı. 7000 metrede korkunç bir fırtınada can verdiler. Uygun ekipmanları ve tecrübeleri yoktu, ancak başarı hırsları gözlerini kör etmişti, bu da tehlikenin katlanmasına sebep oldu. Önceden planlanmış rotalarına bağlı kaldılar, bu onları koşulların gerektirdiği gibi rota değiştirmekten alıkoydu. Ayrıca hatırı sayılır yardım ve destek, telsizli yedek ekipler, bölgedeki helikopterler onlarda yanlış bir güvenlik hissine yol açtı. Herkesin açıkça gördüğü üzere, sorun, onları kendi hayatları için - ihtiyatlı kararlar ve değişken özgüven vasıtasıyla - sorumluluk almaktan alıkoyan, onların dışında olan bir organizasyon ve prosedürler. Bu trajik olay, birçoklarının yüksek dağlarda Olimpik tırmanışlar yapılması fikrine mesafeli durmasına sebep oldu.

            Pamirlerdeki kampı, bir yıl sonra Everest'in güneybatı yüzüne yaptığımız başarılı tırmanış izledi. Hiçbir ödül beklenmiyordu, hiçbir ödül de alınmadı, en azından direkt olarak. Chris Bonnington, liderimiz, zaten 1974'te Kraliyet Coğrafya Topluluğu tarafından bir altın madalya ile ödüllendirilmişti. Hatta Chris'in Topluluğun eski girişindeki panelde duran altın kabartmalı harflerle  yazılı adının altında Don Whillans (O aralar Chris ile Don iyi geçinemiyorlardı, Chris, Don'u Everest planlarından çıkarmıştı.) bana şöyle dedi: “Ne keşfi yaptı ki? Bütün keşfi ben yaptım.”

            Bence Don, Chris'in sadece Annapurna Ekspedisyonunu yönetmekten çok daha fazlasını yaptığını unutuyor. Bununla birlikte Chris, İmparatorluk Nişanı (Commander of British Empire, CBE) aldığında hiçbir homurdanma duymadım – ne de olsa Chris, hakkıyla, Britanya dağcılığının sözcüsüydü ve çoğundan daha fazla tırmanış yapmıştı. Hatta söylentiye göre Dougal Haston ve ben, Everest zirvecileri olarak Kraliçe tarafından onurlandırılma bekleyebilirdik, tabii Dougal gençliğinde majestelerinin hapishanelerinde üç ay geçirmeseydi. Yine de 10 numaraya davet edildik, orada Harold Wilson'la tanıştık – bize tırmanıcıların zirveye ulaşmasındaki rolümüzü sordu!
           
            1994'te Kabine Ofisi Tören Şubesi bana bir mektup yolladı, İmparatorluk Nişanı'nı (CBE) kabul edip etmeyeceğimi soruyorlardı. Bu tamamen sürpriz oldu, böyle bir şeyin söz konusu olduğuna dair en ufak fikrim bile yoktu. Tereddütsüz kabul ettiğimi söylemeliyim, ayrıca bu konuda hiçbir pişmanlığım olmadı. Annem ve babam çok sevindiler, babam “Tanrıya şükür bu günleri de gördüm.” dedi. Bu onun hayatı boyunca erişmek istediği bir hedefti, oğlu bununla onurlandırılmıştı.

            Genel olarak İmparatorluk Nişanı sahibi olmak fon oluşturmak (özellikle Community Action Nepal için), arkadaşlarıma Birleşik Krallık vizesi çıkarmak ve bürokrasiyi hızlandırmak dışında bir işe yaramadı. Rebecca Stevens, tırmanışta görece yeni bir isim, Everest'e yaptığı tırmanıştan sonra İmparatorluk Nişanı (Member of British Empire, MBE) aldığından beri tırmanışçılar arasında bunun gibi sembolik kıdemler de önem kazanmaya başlamıştı.

            Daha sonraları düşündüm de çoğu zorlu tırmanışımı bitirmiştim, ödül de tek bir faaliyet için değildi, ömrümü tırmanışlara adadığım ve Himalayaların gizemlerini aydınlattığım için beni onurlandırmaları anlamına geliyordu. Akranlarım için de aynı durum söz konusuydu, Chris Bonnington CBE, George Band OBE (Officer of British Empire) ve yakın zamanda Joe Brown CBE ve Pat Littlejohn OBE. Hiçbirimiz bu ödülleri kabul ettiğimiz için eleştiri oklarına hedef olmamıştık.

            Tırmanış referansları kusursuz olan iki arkadaşın durumu ödülleri kabul edip etmemenin artı ve eksilerini gösteriyor. Voytek Kurtyka, 20. yüzyılın önde gelen dağcılarından biri, Piolet d'Or (Altın Buz Kazması, muhtemelen dağcılık dünyasındaki en prestijli uluslararası ödül) organizatörlerinden gelen jüriye katılma teklifini reddetti. İlk Piolet d'Or 1991'de verildi. Ödülün fikir babaları dönemin GHM (Groupe de Haute Montagne, Fransız Dağcılık Grubu) başkanı Jean-Claude Marmier ve Montagnes dergisi editörü Guy Chaumereuil'dir. Ödül, hayalgücü ve alpinizmin özüne bağlı tımanışlara bir saygı duruşu niteliğindedir. Başlangıçta güzel olsa da organizasyon tartışmalara sebep oldu, özellikle 'en iyi' tımanış ilüzyonu konusunda, ta ki Christian Trommsdorff'un, GHM'nin yeni başkanının ödülde yeni düzenlemelere gitmesine kadar.

            Voytek'e yeni jürinin bir parçası olması talebinde bulunuldu. Voytek reddetti, “Dünya vahşi bir rekabet ortamı, bu ortam ödüllere verilen önemin artmasına sebep oluyor, bu ortam gerçek sanata müsait değil. Ödüllere önem verilen yerde gerçek sanat olamaz.” Ona göre tırmanış fiziksel ve mental refahlık demekti, bu onu bilgeliğe götürüyordu. Ödüller ise insanı kibire ve benmerkezciliğe götürüyordu. ”Ödül oyunlarının bir parçası olmak bir tırmanıcı için tehlikelidir, teklifinizi kabul edemem.”

            Christian Trommsdorff Voytek'e içten cevabı için teşekkür etti ve şöyle devam etti: “Şahsen ben rekabet konusunda sizinle tamamen aynı fikirdeyim; bu bizim GHM'de istemediğimiz bir şey ancak biz bugünün dünyasında yer edinme fırsatını değerlendirmeyi seçtik, değerlerimizin yokolup gitmesi ve diğerlerinin onların yerine geçmesi yerine onları dünyaya tanıtmak yapabileceğimiz en iyi şey... Rekabet hırsıyla yaşayan insanlar... Belki de bazıları sizin gibi insanlardan etkilenir ve tavırlarını değiştirirler.”

            Voytek yoktu ama jürideki diğerleri, ki buna jüri başkanı olarak ben de dahildim, saf alpinizm odaklı yeni kriterlerin uygulanmasını sağladık. En harikulade durum ise ödüllerin saf alpinizme en bağlı olanlara verilmesiydi: bolt ya da diğer delici ekipmanlar yok, sabit hatlar yok, tırmanış prensibini zedeleyecek telsiz, uydu telefonu gibi yardımcı ekipmanlar yok, arkada iz bırakmama prensibi uygulanacak, yerel halka saygılı davranılacak.

            Aslında 2009 ödülü kriterlere aşağı yukarı uyan üç farklı tırmanışa verildi. Tek bir kazananın olmaması olumlu bir adımdı, rekabetçiliği azaltıyordu ve ilham verici tırmanıcıları destekliyordu; 'kazananlar' kazananlardan çok saf alpinizmin elçileri oluyordu.

            Yeni Piolet d'Or ödülleri düzenlemelerinin verdiği güvenle Christian Trommsdorff bir kez daha Voytek'e başvurdu. Voytek'in cevabını tahmin edebilirsiniz: “Bu şeytani bir teklif... Ben dağlara insani zaaflarımı aşmak için gidiyorum ve siz beni en tehlikelisiyle karşı karşıya bırakıyorsunuz... Benim diğerlerinden bir farkım olduğu illüzyonu... Bütün yaşamım boyunca bununla mücadele ettim... Egomuzun en büyük tuzağı ve kibirimizin kanıtı... Piolet d'Or jüriliğini kabul edemem. Tırmanıcı üstün bir özgürlük farkındalığı taşır. Umarım böyle onur verici bir şeye karşı tedirginliğimi anlarsınız.”

            Eğer yaptığınız hiçbir şeyi kayda almazsanız Voytek'ten bile daha saf bir alpinist olabilirsiniz. Öyle insanlar var ki, dağlara, hatta Himalayalara tırmanıp hiçbir şeyi rapor etmiyorlar, herşeyi tamamen hoşlarına gittiği için yapıyorlar. Ancak bu olağandışı. Kendim için konuşuyorum, her zaman makaleler yazmak, tecrübelerimi diğerleriyle paylaşmak ve biraz da başardıklarım için takdir edilmek istedim. Kendinizi övülürken bulmak, bazen makalelerle, bazen gerçek bir ödülle, büyük bir şey değil. Böyle şeylerden hoşnut olmak ikiyüzlülük değil, ancak bunlar kesinlikle benim tırmanışlardaki amacım değil ve bildiğim kadarıyla birçok arkadaşım için de durum benzer.

            Yeni düzenlemeleriyle Piolet d'Or ödülleri alpinizmin en iyisini kutluyor ve bunu kazanan herşeyi alır tarzında, sponsorların ve bürokratların egemenliğindeki bir atmosfer yerine tırmanıcı festivali gibi bir havada yapıyor. Piolet ödülleri bu ideale sıkı sıkıya bağlı kalırsa ödüller arasındaki amiral gemisi konumunu koruyacak, tırmanışçılar arasında iyi tırmanışın en iyi yolu olarak bayrak vazifesi görecek, özellikle tarihi geçmiş değer sistemlerine bağlı olan eski komünist ülkelerde.

            Son yıllarda  Aleksander Klenov gibi önde gelen Rus dağcılar ülkelerinin yüksek dağlarda rekabete dayalı olan sistemini sorguladı. Ona göre  bu sistem Rus dağcılığının yeni ufuklar açmasını engelliyordu. Anatoli Moşnikov'dan alıntılıyorum: “Müsabakalar bugün anlamsız kalıyor ve dağcılığın özünü yerinden ediyor.” Söylemeliyim ki mesajın yerine ulaşması zaman adı.

            Bir keresinde Don Whillans bana tırmanışlarda her zaman rekabetin olduğunu ancak bunun diğerlerinden daha iyi olmakla ilgisinin olmadığını sadece rota bazında olduğunu söylemişti. İşte bu dağcılık gibi macera sporlarıyla futbol gibi amacın rakibi yenmek olduğu saha sporları arasındaki en büyük fark. Piolet d'Or ödülleri bize daha iyi bir yol gösteriyor, çünkü kazanan olmak, bütün ilgiyi üzerinde toplamaktan çok farklı bir amaca hizmet ediyor.

            Hepimiz beğenilmek isteriz ve bu durumda ben bir istisna değilim. Bir ödül kazandığınızda sizin için sadece hoş bir tecrübe olmaz, bir anda size rahatsızlık veren birşeyden kurtulma fırsatı olan biri olduğunuzu farkedersiniz. Piolet ödüllerinde böyle bir fırsatım vardı: Alplerdeki erişim özgürlüğümüzü korumamızı sağlayan erdemlerimizi övmek – politikacılardan, bürokratlardan, sigorta şirketlerinden, bunun gibi ticari kaygılardan gelebilecek erişim engellemesinden korumak. Ancak en  önemli mesajım böyle övgüler almak için bir tırmanış orijinal ve bağlı kalınan yolda olmalı – taviz vermeden.

            Doug Scott Asya'nın yüksek dağlarına 45 ekspedisyon yaptı. 40 kez zirveye ulaştı, bunların yarısını yeni rotalarla ya da alpin stilde ilk kez yaptı. Yedi kıtanın en yüksek zirvelerine ulaştı. Bir önceki Alpine Club başkanıdır, 1994'te Britanya Kraliyet Nişanı'na (CBE) layık görülmüştür, 1999'da ise Kraliyet Coğrafya Topluluğu tarafından altın madalyayla ödüllendirilmiştir.

            Bu yazı Stephen Goodwin'in Alpine Journal'de yayınlanan bir makalesinden uyarlanmıştır. Stephen, Alpine Journal'in editörlerinden biridir, 1998'de Everest'in güney zirvesine çıkmıştır.

Piolet d'Or nedir?

            İlk ödül Marko Prezelj ve Andre Stemfelj'e Güney Kangchenjunga'nın güneybatı sırtına yaptıkları kusursuz alpin tırmanış dolayısıyla verilmiştir – ödülün kurucularının arzuladığı gibi orijinale bağlı kalarak yapılan bir tırmanış. Ödül kazanan Britanyalılar arasında arasında 1994'te Cerro Torre'de yeni bir rotadan yaptığı tırmanış için Andy Parkin ve 2002'de Siguniang'ın kuzey yüzüne yapılan ilk tırmanış için Mick Fowler ve Paul Ramsden de bulunmaktadır.

            Organizasyon 'en iyi' tırmanış illüzyonu üzerinde tartışmalara yol açtı. 2. kez ödülü kazanan Prezelj – Chomolhari'nin kuzeybatı sütunu – ödülü kınadı ve şöhret tutkusuna karşı uyarılarda bulundu. 2008'de tırmanıcıların endişelerine yönelik bir girişim başarısız oldu. 2009'da yeniden hayata döndürülmesine yönelik bir beklenti oluştu, Christian Trommsdorff, yeni GHM başkanı, organizasyonu Piolets (-s ekiyle) adıyla dağcılık festivali atmosferinde, alpinizm ruhunu yüceltmek amacıyla yeniden düzenledi. Chamonix ve Courmayeur ilçeleri ödüllere muazzam kaynaklar sundu, ticari sponsorlara duyulan ihtiyaç azaldı; yayımcı Nivéales ve dergiler Montagnes ve Vertical de oradaydı.

            Pioletler Nisan 2009'da bir parti havasında dağıtıldı. Doug Scott jüri başkanı olarak görev aldı, jüri stil, kaşif ruhu, saygı, adanmışlık üzerinde odaklandı. 4 takım ödüle layık görüldü ve Walter Bonatti bir yaşam boyu ödülü aldı.

 Dağcılığın en bilinen ödülü yeni bir rotaya yelken açtı.

Doug Scott

Kaynak: www.thebmc.co.uk
         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder